Gerçekten Bu Dönem Problem Mi?
Ergenlik ve Kimlik Oluşumu Üzerine…
SPOT: İnsan hayatındaki en önemli evrelerden biri ergenliktir. Bu dönemin en önemli özelliği; ergenin içinde yaşadığı kimlik karmaşasını çözmeye yönelik verdiği mücadeledir. Bu mücadele çoğu zaman ergenin iç dünyasını aşan ve en yakınındaki kişiler ile yoğun çatışmalar yaşanan bir sürece dönüşür.
Ergenlik; fiziksel büyüme, cinsel gelişim ve psikososyal olgunlaşmanın gerçekleştiği, çocukluktan erişkin hayata geçişin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde hızlı fiziksel, psikolojik ve sosyal değişimler kendini gösterir. İnsan hayatındaki en önemli evrelerden biri olan ergenliğin başlangıcını ve ne kadar süreceğini belirlemek pek mümkün olmasa da ortalama 12-21 yaşlar arası ‘ergenlik dönemi’ olarak ele alınabilir. Bu dönemin en önemli özelliği; ergenin içinde yaşadığı kimlik karmaşasını çözmeye yönelik verdiği mücadeledir. Bu mücadele çoğu zaman ergenin iç dünyasını aşan ve en yakınındaki kişiler olarak anne-babaları ile yoğun çatışmalar yaşatan bir sürece dönüşür. Kimlik karmaşasına karşı hem içerde hem de dışarıda verdiği bu mücadele, ergeni ya bir kimlik kazanımına ya da karmaşanın süreğen hale geldiği bir kimliksizliğe doğru götürür. Kimlik kazanımı; kişinin kendisini, başkaları tarafından kabul edilebileceği özgün bir kimliğe büründürmesidir. Kimlik karmaşası ise; en temelde birbiri ile çelişkili içsel yapıların, sürekli çatışmaları ile kendini gösteren, tutarlı ve bütün bir kendilik hissinden yoksun olma halidir ve sonuçları ağırdır.
KUTU: İkircikli duygular, çocuğun hayatı boyunca yakın ilişkilerdeki duygusal ritmini belirler.
Kimlik karmaşasına karşı kimlik kazanımının önemini anlamak için bu hikâyeyi biraz daha gerilere giderek okumamız gerekir. Yaşamın ilk yıllarına kadar uzanan bu hikâyeye gelin birlikte bakalım. Çocuk dünyaya gözlerini açtığında, çok korunaklı ve anneye de göbek bağıyla bağlı olduğu bir sistemden kopar. Özellikle ilk bir yıl içerisinde anne ile kaynaşık bir şekilde yaşamını devam ettiren yenidoğan, altıncı aylardan itibaren kendini ilk kez annenin kucağından geriye doğru atmaya başlar. Bu hareketler, bebeğin kendini anneden fiziksel olarak farklı bir varlık olarak hissettiği ilk deneyimlerdir. İlerleyen aylarda emekleme ve yürüme ile birlikte bebeğin ruhunda ortaya çıkan keşif ve merak duygusu, bebeği anneden kesin olarak ayrılığa götüren süreci hızlandırır. Bu dönemde çocuk anneden fiziksel olarak ayrılsa da duygusal olarak ona ihtiyacı yoğun bir şekilde devam eder. Bunun sebebi; çocuğun anneye duygusal açıdan bağımlı olması ve kendi başına yaşayabilecek enerjiden yoksun olmasıdır. Anneden kopabilmesi ve kendi yoluna gidebilmesi için bir enerjiye ihtiyacı vardır ki bu enerjiyi çocuğuna anne sağlar. Anne; sağlıklı bir anne olarak çocuğuna duygusal yakıt sağlama konusunda yeterli ise çocuk, anneden duygusal olarak da kopmaya başlar ve bağımsızlığa doğru yol alır. Bunun ilk adımları, iradenin ortaya çıkışı ve çocuğun neyi nasıl yapmak istediğine kendisinin karar verdiği küçük anlarda görülür. Kucağa gelmek istememesi, kaşığı kendi tutarak yemede ısrarcı olması, istemediği kıyafeti giymeme konusunda diretmesi gibi eylemler, çocuğun anneye rağmen kendini ortaya koyduğu eylemler olduğu için duygusal olarak ayrışmanın o dönemdeki adımlarıdır. Ancak anne kendi ruh dünyasındaki karmaşa nedeniyle, çocuğunun ayrışma çabalarını engelleyebilir. Bunu; beklentisi dışında bir tavır sergilendiğinde çocuğundan sevgisini keserek, onu cezalandırarak ya da yalnız bırakarak yapabilir. Bu davranışların altında; çocuğun uzaklaşması nedeniyle ortaya çıkan yalnızlık duygusu, istediği gibi bir çocuk yetiştirememe ihtimalinin ortaya çıkaracağı yetersizlik hisleri, kontrolcü olmak ve mükemmeliyetçilik gibi nedenler yer alır. Böyle bir ilişkide çocuk, yeterli duygusal yakıtı sağlayamadığı için anneden ayrışamaz ve ondan bağımsız bir kimlik inşa edemez. Sonuçta çocuk, karar vermekte zorlandığı ve anneye muhtaç olduğu için bağımlı ve sevgi dolu bir duygu ile anneye bağlanır. Aynı zamanda kendi isteklerini hayata taşımasına engel olduğu ve gelişimine destek olmadığı için anneye karşı öfke duyguları da gizliden gizliye ruhunda yer edinir. Bu ikircikli duygular (yoğun sevgi ve bağımlılık- yoğun öfke) çocuğun hayatı boyunca yakın ilişkilerdeki duygusal ritmini belirler.
Konumuzla ilgili olan kısmı, bu dönemde ayrışma ve birey olma çabaları engellenen çocuklar için hayatın onlara bu sorunu çözmeleri için ikinci bir şans veriyor olmasıdır. Tıpkı yaşamın ilk yıllarında olduğu gibi ergenliğin başlarında bu sistem yeniden aktive olur. 12-13 yaşlarına gelen ergenin içinde bağımsızlık meşaleleri yeniden tutuşmaya başlar. O döneme kadar sessiz sakin olan ergen, bir çiçeğin açması gibi yeniden açılır. Bu durum çeşitli aktivitelere duyulan merak, farklı alanlara duyulan ilgi, sosyal ilişkilere yönelik yeni yeni ortaya çıkan duygular olarak kendini gösterir. Bu süreçte anne ve babalar ya destekleyici bir tutum ortaya koyarak kimlik kazanımına giden yolda ergenin karşılaştığı engelleri daha aşılabilir hale getireceklerdir ya da engelleyici bir tutumla zaten zahmetli olan bu yolu biraz daha zorlu hale getireceklerdir. Bu dönemde ergeni bağımsızlaşmaya ve özgün bir kimlik edinmeye götüren temel uğraşlar vardır.
İNFOGRAFİK: Ergen Bireyi Özgün Bir Kimlik Edinmeye Götüren Temel Uğraşlar
- Otoriteye Baş Kaldırma
Ergenlikle birlikte kişi, otoriteyi temsil eden (anne, baba, öğretmen vb.) kişilere ya da onların koyduğu kurallara açık ya da örtülü biçimde karşı çıkma eğiliminde olur. Çeşitli denemeler yoluyla iradesini sınar. Otoriteye rağmen bildiği yoldan giderek güçlü bir birey olduğu inancını pekiştirir. Ebeveynler, ergen için zararsız olan kimi baş kaldırıları anlayışla karşılayabilirler ve onunla çatışmaya girmezlerse kimlik kazanımını destekleyecek bir tutum ortaya koymuş olurlar.
- Bir Amaç Edinme ve Amaca uygun Davranma
Bu dönemde birey, kendi kararlarına bağlı olarak bir amaç ediniyor ve bu amaca uygun harekete geçebiliyorsa bu çok değerli bir şeydir. Burada ergenin önüne koyduğu amaçların gerçekten dişe dokunur amaçlar olması gerekmez. Çünkü çoğu zaman, işlevini tamamladığında unutulup giderler. Burada önemli olan şey, ergenin bu amaç uğruna çaba sarf ediyor olmasıdır.
- Öncül ve Ardıl Olmak
Bu dönemde bir guruba liderlik edebilme ve planlama yapabilmenin yanında, başka bir arkadaşının liderliğinde takımın bir parçası olmayı deneyimlemeye dair adımlar oldukça değerlidir. Gidilecek bir gezinin organizasyonunu yapmak, planlan bir etkinliğe katılmak bunlar arasında sayılabilir.
- İdeolojik Bir Kalıp Edinme
Ergen bu dönemde dünyayı belirli bir perspektiften değerlendirebilmek için bir ideolojiye ihtiyaç duyar. Bu ideoloji kendini siyasal ve inançsal alanlarda gösterebileceği gibi hayvan hakları, çevrecilik gibi konularda da ortaya çıkabilir. Dışarıdan bakıldığında bazen anlamsız gibi görünen bu eğilimler, ergenin kendine uygun yaşam tarzını belirlemesi ve kimlik kazanımı için önemlidir. Bu nedenle eleştirel bir bakış açısı ile aşağılanmamalı, hatta desteklenmelidir.
- Karşı Cinse Yönelik İlgi
Karşı cinse dair duygular ve beğenilme ihtiyacı bu dönemlerde belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Ergenin kendi cinsel kimliğini sağlıklı bir zemine oturtabilmesi ve karşı cins tarafından da bunun onandığını hissetmesi, kimlik gelişimi açısından önemlidir. Bu dönemde ayna karşısında geçirilen uzun saatler, ergenin fiziksel özelliklerine karşı hassasiyeti vb. durumlar, ebeveynler için kimi zaman can sıkıcı olsa da kontrollü olmakla beraber anlayışla karşılanmalıdır.
- Akran İlişkileri ve Sır Saklama
Bu dönem ergenin aileden kısmen koptuğu ve arkadaş gruplarının daha önemli hale geldiği bir dönemdir. Ergen, sarsılmaz arkadaşlıklar kurma yoluyla yakın ilişkilerde benimseneceğine dair bir güven yakalamaya çalışır. Bunu korumak için hem grup içinde diğerlerine karşı hem de grubun sırlarını dışarıya karşı saklama çabasında olur. Ancak bazı ebeveynler çocuklarına dair her şeyi öğrenme eğilimi içinde olurlar. Bu durum ergenin sosyal ilişkilerine zarar verir. Sonuçta hem kendine bakışını hem de grup içinde diğerlerinin ona bakışını olumsuz etkileyerek kimlik gelişimini sekteye uğratır.
Ebeveynler, ergenlik döneminde çocuklarında ortaya çıkan bu değişimlere onların gözünden bakmayı başarabilirler ve çatışmayı körükleyecek tutumlardan uzak durabilirse birey, hayatın bu döneminden daha da güçlenerek çıkacak ve gerçek hayatın zorluklarına daha dayanıklı hale gelecektir.
