Tüzder

Zor Öğrenen Zeki Çocuklar

Anasayfa / Eğitim ve Rehberlik / Zor Öğrenen Zeki Çocuklar

 

Zor Öğrenen Zeki Çocuklar

SPOT: Özel öğrenme güçlüğü çoğunlukla ilkokula başladıktan sonra fark ediliyor. Okul öncesinde bazı belirtiler gözlense de çok sorun yaşanmıyor. Ancak ilkokula başlayınca okuma- yazma ve matematik gibi daha disiplinli öğrenme sistemleri ile karşılaşan bu çocukların öğrenmeleri gecikiyor ve sınıfın gerisinde kalıyorlar. Sonrasında problemler başlıyor. 

Başlığı okuyunca biraz garip gelebilir. Biraz da mantık dışı. Hem zeki olmak hem de öğrenmede zorlanmak nasıl olur diye düşünebiliriz. Bize göre zeki ise öğrenebilir, öğrenebiliyorsa zekidir. Genelde doğru olsa da bazı özel durumlar bu kaideyi bozuyor. Yani zeki olan her zaman öğrenemeyebiliyor.

Zor öğrenmenin pek çok sebebi olabilir. Travmatik yaşantılar, ailevi huzursuzluklar, iletişim zorlukları, dikkat eksiklikleri ve hiperaktivite bunlardan birkaçı. Bazı çocuklar normal ya da normalin üzerinde zekâya sahip olmakla birlikte özellikle okuma- yazma, matematik, kendini ifade etme gibi sınırlı alanlarda zorlanmalarla kendini gösteren belirtilere sahiptir. Dikkat ile görsel ve işitsel algı problemlerinin de eşlik edebileceği bu belirtiler, genel bir gelişim geriliği değil, gelişim alanlarının birbirinden çok farklı gelişiyor olmasından kaynaklanmaktadır. 

Zekâ ile açıklanamayan bu gelişimsel farklılık, çocuk psikiyatristleri tarafından değerlendiriliyor. Tanıyı da onlar koyabiliyorlar. Hepsi aynı anlama gelse de “özel öğrenme güçlüğü, özgül öğrenme güçlüğü” şeklinde karşımıza çıkabiliyor. Üst başlıklar bunlar olsa da alt başlıklarda “Disleksi (okuma güçlüğü), Disgrafi (yazma güçlüğü), Diskalkuli (matematik güçlüğü)” tanıları var. Bunlar özel öğrenme güçlüğünün farklı alt türleri. Bu alt türlerin arasındaki farkı, yaşının gerisinde kalan öğrenme becerisi ile açıklayabiliriz. Mesela işitme yoluyla öğrenme becerileri normal gelişmiş olan bir çocuk, görsel algısındaki aşırı bozulma sebebiyle yazma güçlüğü (Disgrafi) yaşayabiliyor.

Özel öğrenme güçlüğü çoğunlukla ilkokula başladıktan sonra fark ediliyor. Okul öncesinde bazı belirtiler gözlense de çok sorun yaşanmıyor. Ancak ilkokula başlayınca okuma- yazma ve matematik gibi daha disiplinli öğrenme sistemleri ile karşılaşan bu çocukların öğrenmeleri gecikiyor ve sınıfın gerisinde kalıyorlar. Sonrasında problemler başlıyor. 

Geç fark ediliyor olmalarının en önemli sebebi bu çocukların zeki görünmeleri. Üstün özel yetenekli bireyler dahi olabilmeleri. Nitekim bu zorluğu yaşadığı halde belli alanlarda kendisini ön plana çıkarmayı başarabilmiş ünlü yetişkin örneklerini görmek hayli mümkün. 

Çoğu kez öğretmenleri ve ailesi öğrenme güçlüğü yaşayan çocuğun neden öğrenemediğine bir anlam veremiyor. Zekâsından şüphe etmeye başladıkları çocuğun, yaşından büyük ilgilerini görünce şaşırıp kalıyorlar. Sıklıkla sordukları soru: “Bu çocuğun nesi var?” oluyor. 

Bazı konularda yaşının ilerisinde performans gösterebilirken, kolaylıkla yapması beklenen bir başka konuda büyük hayal kırıklığı yaşayan çocuk da bu durumuna anlam vermekte zorlanıyor. Bu psikolojik durum ile baş etmek bir süre sonra zorlaşıyor. Çoğunlukla “öğrenilmiş çaresizlik” durumu yaşamaya başlıyorlar. “Benden olmaz, ben zaten öğrenemeyeceğim, bunlar bana göre değil, bana ödev demeyin, ben okula gitmeyeceğim” havasını estiriyorlar.  Tabi bu cümleleri duyduğumuz her çocuğun, öğrenme güçlüğü yaşadığını da söyleyemeyiz. 

Kendisini ortaya koymakta zorlanan bu çocukların bazıları kendi kabuğuna çekilirken, bazıları davranış sorunları ile kendisini gösterme çabasına giriyorlar. Bu sebeple de “tembel, yaramaz, hiperaktif, saldırgan, huysuz, ilgisiz, içe kapanık” gibi etiketler kendilerini hazırda bekliyor. 

Öğrenme güçlüğü yaşayan bir çocuk özellikle akademik öğrenmelerde zorlanmakta. Okuma- yazmayı zamanında öğrenememe, okurken ve yazarken sık hatalar yapma, yer-yön ve zaman ile ilgili kavramları öğrenmede zorlanma ve bazen de beden koordinasyonu gereken çalışmalarda zorlanma şeklinde kendini gösteriyor. Ödev yapmak işkenceye dönerken; işleri tamamlayamama, planlı hareket edememe, organize olamama da cabası. 

Yaşından beklenmedik şekilde harfleri tersten yazma, bazı harfleri diğer benzerleri ile karıştırma, okunaksız yazma, kelimeler arasında boşluk bırakmama, harf-hece atlama ya da ekleme, tahmin ederek okuma, yavaş çalışma ve geç öğrenme, çabuk unutma, aritmetik sembolleri karıştırma, sağ-sol ayırt edememe, günleri- ayları sırayla saymada zorlanma, sakarlıklar, top oyunları gibi fiziki oyunlarda beceriksizlik en çok karşılaşılan durumlar arasında sayılabilir. 

Bazı veliler, çocuğunun bilinçli olarak böyle davrandığını düşünürler ve sürekli çocuğuyla çatışma halindedirler. Ancak bu, işleri daha da içinden çıkılmaz hale getirir. Anlayışlı olmak, tüm bunların çocuğun bilinçli tercihi olmadığını bilmek -ki hiçbir çocuk bilinçli olarak başarısızlığı tercih etmez- yardıma ihtiyacı olduğunu ve aslında yardım istediğini hissetmek hem çocuğu hem de ailesini rahatlatacaktır. 

En çok da kendilerine güvenmeye ihtiyaçları var bu çocukların. Ancak bunu “sen süpersin, harikasın” gibi içi boş ifadelerle sağlamak mümkün değil. Adım adım planlama yapmak ve öğrenebildiğini kendisine göstermek gerekiyor. Bunu sağlamak için yaşının gerisinde kalan becerilerinin tespit edilmesi ve özel eğitim uygulamaları ile desteklenmesi önemli. 

Bu ve benzeri durumlar ile karşılaşan velilerin çocuğunun hayat kalitesini ve akademik durumunu göz önüne alarak ne kadar etkilendiğini değerlendirmesi önemlidir. Öğrenmede sıradan sayılabilecek bir zorlanmayı büyüterek “benim çocuğumda özel öğrenme güçlüğü var” kanaatine varmak uygun olmaz. Ancak çocuk bu yazıda da anlatılanların pek çoğunu akranlarından farklı olarak yaşıyorsa ve gerçekten genel bir zorlanma içerisine düşmüşse konuyu öncelikle öğretmen ve de okul psikolojik danışmanı ile konuşmak yerinde olacaktır. 

Önemli olan, okul ve velilerin bu konuda uyanık olmaları, iş birliği halinde olup birlikte çözüm aramaları, yaramaz ya da tembel denilen çocuğun yaşadığı farklı bir zorluk olabileceği ihtimalini de düşünmeleridir. Sadece davranış problemlerine odaklanılan çocuklarda maalesef bu durum fark edilemiyor. Kısır döngü halinde çocuk disipline edilmeye çalışılıyor. Hâlbuki sorunun ne olduğunu doğru teşhis etmek, çözümde önemli bir adımdır.

Osman Erkan

TÜZDER Neler Yapıyor?

Dahi Park Atölyeleri
Yetenek Atölyeleri
Zeka, Yetenek ve Gelişim Testleri
Rehberlik ve Danışmanlık Hizmetleri
Terapi
Hizmetleri
Dikkat Müdahale Programları
Uygulayıcı
Eğitimleri
Eğitim
Materyalleri