
Pandemi Kıskacında Ekran, Akran ve Ebeveyn
Pandemi ve kontrollü sosyal hayat derken evde geçen sürenin uzaması hem çocuklarımızın hayatlarında derin izler bıraktı hem de ebeveynler olarak bizi belirli noktalarda zorladı. Gelişim çağındaki çocuklarımız eğitim, oyun, iletişim derken neredeyse tüm günlerini ekranda geçirir hale geldiler. Akran iletişimleri oldukça zayıfladı. Aile içi iletişimler ise eksik ve hatalı yaklaşımlar sebebiyle yıprandı. Tüm bu yaraları sarmak, bizim için en büyük ihtiyaçların başında geliyor.
Çocuklar, zaman yönetimi noktasında oldukça zayıftırlar. Çünkü hoşlarına giden şeylerde vaktin nasıl geçtiğini bilemiyorlar. Bu noktada ebeveynlerin kontrollü ve tutarlı ilerlemesi oldukça önemlidir. “Yemek yerken izlemek istedi”, “Canı sıkılınca azıcık bakmak istedi”, “Misafirlikte o da izlemek istedi” gibi cümleler ve verilen izinler bir süre sonra çocukta ne yazık ki ekran bağımlılığı meydana getirecektir. Bu da ekrandan ayırmak istediğiniz zaman çocuğunuzun agresifleşmesine, ağlamasına ve öfke krizlerine girmesine sebep olacaktır. Bu sebeple, ailenin süreci doğru yönetmesi oldukça önemlidir. Doğru zamanda doğru sınırlar koyulmalıdır. Böyle olduğunda çocuk da bu süreci yönetmeyi öğrenecek ve ailesi ile bu sınırlı zamandan sonra keyifli vakit geçirmeyi öğrenecektir.
“Tehlikeli olan, ebeveynin ekranı bir emzik olarak kullanmaya başlamasıdır. O saatten sonra işler sarpa saracaktır.”
Ekrandan Kaçınmak
Ekran, günümüz çağı çocukları için ebeveynlerin en çok zorlandıkları konuların başında gelmekte. Ekran ile vakit geçirme konusunda çocukların bitmek bilmeyen talepleri, ebeveynin sınır koyma isteği ve çocuğun bir süre sonra sadece ekran ile vakit geçirme arzusu ile sonlanan süreç. Çocukların ekran ile 0-3 yaş aralığında hiçbir şekilde tanışmamaları gerekmektedir. 3 yaşından sonra ise yaş ×10 dakika şeklinde bir düzenleme ile ilerlenmelidir.
Örnek:
4 yaş için 4×10 dakika=40 dakika
5 yaş için 5×10 dakika=50 dakika gibi ilerlenmelidir.
Tehlike Çok Büyük!
Ekrana aşırı maruz kalan çocuklarda dikkat dağınıklığından sosyal iletişim güçlüğüne, oyun beceri gelişiminden organizasyon becerilerine kadar birçok noktada hasar meydana gelmektedir. Bununla birlikte kelime dağarcığı, bilişsel beceri gelişimi de olumsuz etkilenmektedir. Ekransız, çocuk yetiştirmek kolay bir durum değil ancak günümüz şartlarında ebeveynin, çocuğu için yapabileceği en büyük iyilik, ekran ile temasını kontrollü şekilde sürdürmeyi sağlamasıdır.
Arkadaşsız Çocukluk
Günümüz şehirleşme anlayışıyla birlikte pek çok çocuk, aile ve akrabalarından uzak kaldı. Pandemi sebebi ile oyun ve okul arkadaşlarından da uzak düştü. Sürekli ekran başında eğitim gören, arkadaşlarıyla oyun oynamaktan mahrum kalmış, uzunca bir süre açık havada yürüme ihtiyacını karşılayamamış olmak, kendi yaş grupları için oldukça zor. Her ne kadar bu süreç pek çok aile tarafından en verimli şekilde kullanılsa da ev içi eğitim ve etkinlikler hem açık havanın hem de akran iletişimlerinin yerini tutamayacaktır. Çocukların 0-2 yaş arası evlerinde anne ve babaları ile birlikte hayata adım atmaları önemlidir. O yaştan sonra oyun grupları ve atölyelerle, eğitimine katkı sağlanması, daha sonrasında yani 3 yaş sonrası ise artık anaokulu ve akranları ile hem eğitim hem de sosyal hayatına zenginlik katması gerekmektedir.
Çocuğu Anlamak
Çocuk, ihtiyaçları ile bütünleşmiştir. İhtiyaçları karşılandığında huzurlu yaşar, ihtiyaçlarının fark edildiğini gördüğünde gülümser. İhtiyaç dediğimiz şey, sınırsız bir konfor demek değildir. Sekiz saat canlı derse girmiş çocuğa, “Şimdi de kitap oku” denmez. “Şimdi de odanda vakit geçir” denmez, “Şimdi ödevlerini yap öyle gel” denmez. Bunları demek çocuğu anlamamak, çocuğu duymamak demektir. Çocuk burada büyük hayal kırıklığı yaşar. “Hadi gel kızım, bahçede oynayalım”, “Hadi gel oğlum, sahilde bisiklete binelim” demek, “Hadi gelin birlikte mutfakta pasta yapalım” demek, çocuğu duymak demektir.
Aile İçi İletişimde Süreç Yönetimi
Günümüz modern ebeveynliği, çocukları bağımsız yetiştirme ile çocukların esiri olma ince çizgisi arasında gidip gelmekte. Çocukların gerekli yaşlarda sorumlulukları kazanmaması, yapmaları gereken şeylerin başkası tarafından hemen yapılması, sunulan konforlu hayatın limitsizliği bir süre sonra ebeveynin; “Neden ödevlerini yapmıyorsun”, “Neden yatağını toplamıyorsun”, “Neden sürekli telefonla oynuyorsun” soruları ile bir krize doğru ilerleyerek seyrini sürdürüyor. Oysa ki, özellikle 0-6 yaş döneminde sınırları çizilmeyen hayat, çocuğum benim gibi büyümesin, bağımsız olsun, becerisi yüksek olsun anlayışı ile geçen sürecin bir sonudur.
Çocuk ve ebeveyn arasındaki çatışmaların artmasının ana kaynağı, çocuğu, doğru yer ve zamanda sınırlandıramamaktır.
Pandemide Ekstra Destek
Pandemi ise tüm bu süreci daha da zorlaştırıp hayatı güçleştirdi. Evden çalışma, çocuğun evden, uzaktan eğitim sürecine dâhil olması, ev ve iş hayatının dört duvar arasına sıkışması, çatışma alanlarını daha da genişletti. Çocuklarımız sabır, dikkat, odaklanma ve can sıkıntısı ile baş etmede zorlandılar. Ebeveynlerimiz de yeni düzene ayak uydurma ve ev-iş dengesini kurmakta zorlandılar. Ev içinde her bireyin ayrı zorlukla mücadele etmesi elbette ilişkileri de zorladı. Burada ebeveynler, süreç yönetiminde çocuklarını iyi izlemeli, esnemeleri gerektikleri anları iyi bilmeliler. Olağanüstü bir dönem yaşandığını ve yaşanmaya devam etmekte olduğunu unutmamalılar. Sonuçta karşımızda bir yetişkin değil, çocuk ya da çocukluktan yeni çıkan bir genç var, bu dönemde zorlanacak, sıkıntılar yaşayacak. Biz sabırla, onunla çatışmadan, anladığımızı hissettirip destek olmalıyız. Bu süreç, yasaklarla, tehditlerle ilerlenecek bir süreç değildir. Çocuk, yönetebilme becerisinde zorlandığı anlarda ebeveynden destek görmek ister, yanında olmasını ister ve bunu hissetmek ister. Çocuğa bunu hissettirmek gerekiyor. Evde geçirilen sürenin aşırılığı, rollerin birbirine girebilme ihtimali, herkesin zor dönemde duygu yönetimi konusunda zorlanması, geçirilen zaman dilimini güçleştirdi. Biz yetişkinler, ebeveynler olarak bu zor dönemde daha esnek olabilme becerimizi kullanarak süreci yönetebilmeliyiz. Ebeveynler, küçük şeylere odaklanma konusunda zorlanırlar, çocuklar için ise bazen küçük şeyler, büyük anlamlar ifade eder. Bunları görmek gerekir. Ebeveyn, çocuğu sürekli oyalamak zorunda olan, sürekli bir şeyler yaparak vakit geçirmeyi destekleyici bir rolde olmak zorunda değildir. Yaşanan bu zor dönemi daha çok iletişim, yeri geldiğinde esneyebilme ve anladığını hissettirme ekseninde ilerletmeliyiz.
3 Yaş Sonrasında Anaokulu
Çocukların 36 ayı doldurdukları yani 3 yaşına girdikleri an, anaokulu ile tanışmaları bir gerekliliktir. Çocuk orada akranıyla oyun oynama, sevinme, üzülme, birlikte olma, paylaşma gibi duyguları tatmaktadır. Oğlum, kızım bak, şöyle bir şey olursa şöyle yapacaksın demek başka bir şeyken, çocuğun bunu arkadaşıyla yaşaması, orada bu deneyimi kendisinin iradesi ile karar vermesi aynı şey değil.
“Yeri geldiği anlarda sınırlarını bilmesi gerektiği, çocuğunuza acı gelebilir; o sınırları belirlemez ve sınırların ihlal edilmesine müsaade ederseniz bir süre sonra siz acınacak hale gelirsiniz.”
Irmakta, sivri bir sopa yardımıyla balık tutmaya çalışan fakat her denemesi başarısızlıkla sonuçlanan birini hayal edin. İçerisi balıkla dolup taşan bir ırmak olduğu halde balık tutamayan, açlıkla mücadele eden bu adam, aile bireylerini doyurabilecek tek bir balık bile yakalayamıyor. Çaresizlik içinde evine dönen adamın, örümcek ağına takılıp kalmış sinekler dikkatini çeker, “ Aha!” diye bağırır ve sonra düşünmeye başlar. “Örümcekler, ağlar ve avlar! Balıklar, ağlar ve avlar! Ne akıllıca!” İşte bu oldukça iyi bir analojik düşünmedir. Adam, ailesinin de yardımıyla ağaç dallarından bir ağ yapıp, akşam, evine düzinelerce balık ile geri döner. O artık büyük bir adamdır çünkü ailesinin en temel ihtiyacı karşılanmıştır.”
