Günümüzde A’dan Z’ye Otizm
“Mert, erken gelişimi oldukça normal görünen, iyi derecede uyuyan ve yemek yiyen bir çocuktu. Fakat iki yaşından sonra anne ve babası, Mert için kaygılanmaya başlamışlardı. Çünkü tek başına oturma, emekleme gibi önemli gelişim basamaklarında yaşıtlarına göre oldukça yavaş ilerliyordu. Birkaç gün normal emeklerken, uzun süre hiç emeklemiyordu. Ba-ba, ma-ma gibi babıldama sesleri çıkarmasına karşın hiçbir kelimeyi söyleyemiyor, ona söylenenleri anlamıyormuş gibi görünüyor, ‘Topu al’, ‘gel’ gibi komutlara tepki vermiyordu. Anne ve babası ilk başlarda çocuklarının sağır hatta inatçı olabileceğini düşünmüşlerdi. Hatta doktoru zekâ geriliği bile olabileceğini düşünmüştü.
Mert üç yaşına geldiğinde davranışlarındaki değişimler daha gözle görünür hale geldi. Tekrarlayan davranışları en göze çarpanlardan biriydi. Anne ve babasının tüm çabasına rağmen tuvalet eğitimini kazanamamış ve sosyal gelişim noktasında da kaygı duyulacak bir düzeydeydi. Kendisine seslenildiğinde bakmıyor, etrafındaki kişilere aldırmaz davranışlar sergiliyor, akranlarıyla hiç oyun oynamıyor ve yalnız kalmayı tercih ediyordu. Oyuncaklarıyla oynuyor gibi görünse de sürekli tekerlek gibi nesneleri çeviriyor ya da döndürüyordu. Mert’in evde en çok ilgisini çeken şey çamaşır makinasıydı. Ailesi izin verdiğinde çamaşır makinasının önüne oturup kazanın dönüşünü seyrederken çok mutlu oluyor, bittiğinde ise öfke nöbetleri yaşıyordu.”
Mert gibi bazı çocukların davranışları ve tepkileri oldukça şaşırtıcıdır. Genellikle ne ailesi ne de çevresindekiler bu duruma pek anlam veremez. Mert de böyle karmaşık davranışlara sahip çocuklardan sadece bir tanesi. Bu hikâyede bahsi geçen Mert’in tanısı otizmdir. Fransızca kökenli olan otizm (autisme) “içine dönüklük” anlamındayken, Eski Yunancada autistikós “kendici, bencil” sözcüğü ile eş kökenlidir.
OTİZMDE TANI VE TANIM
Günümüzde otizm; çocuklarda üç yaştan önce ortaya çıkan, sosyal, duygusal ve bilişsel işlev bozukluğu olarak tanımlanan, insanlarla iletişim kurmada ve etkileşimi devam ettirmede zorluk yaşanılan, tekrarlayıcı davranışların görülebildiği gelişimsel bozukluk olarak tanımlanmaktadır.
KUTU: Araştırmalara göre; 1975’te 5000 çocuktan 1’ine, 2005’te 500 çocuktan 1’ine, 2014’te ise 68 çocuktan 1’ine otizm teşhisi kondu.
OTİZMDE DİL GELİŞİMİ VE İLETİŞİM
Otizmin iki ana semptomu konuşma (dil) ve iletişim problemidir. Yaklaşık olarak otizmli çocukların %40’ında konuşma gelişmeyebilir ya da sınırlı alanda gelişir. Otizmli çocukların %80’inde, okul öncesi eğitim çağında fonksiyonel iletişim gelişmeyebilir. Bazı otizmli çocuklar ise 12 – 24 ay arasında var olan dilin tümünü veya bir kısmını kaybederler.
Otizmli bir çocuğun okul öncesi dönemde konuşabilmesi ya da konuşamaması, sonraki yıllarda sosyal hayata uyumunu önemli derecede etkilemektedir. Yani dil becerisinin merkezi bir rolü vardır. Çocuk psikiyatristi Micheal Rutter tarafından yapılan bir çalışmada, 5 yaşında konuşmayı öğrenememiş 32 otizimli çocuğu 9 yıl boyunca takip etmiş ve bu çocuklardan sadece 7 tanesinin, konuşma becerisi kazandıkları tespit edilmiştir. Konuşma becerisi edinmiş olan çocukların sosyal hayata uyum düzeyleri daha yüksekken, bu beceriyi geliştirememiş çocukların iletişim kuramadıkları için sadece sosyal olarak değil hayata uyum sağlama konusunda güçlükler yaşadığı görülmüştür.
Konuşulanları Anlamada Güçlük
Otizm teşhisi konulan çocuklar, her kelimeyi somut olarak canlandırdıklarından onlar için soyutu kavrama, ikinci bir anlamını düşünme oldukça kafa karıştırıcıdır. Bu yüzden, deyim ve atasözlerini anlamaktan çok ezberleyerek öğrenmekte, soyut anlamlarını da düşünmeleri ilerleyen yaşlarda olabilmektedir. Örneğin otizmli bir çocuk için; “Ağlamaktan gözleri çıkmak, küçük dilini yutmak, donup kalmak, kalbin kırık olması” gibi ifadeleri, gerçek anlamı dışında anlamak ve yorumlamak oldukça güçtür.
Dil Bilgisi Bozuklukları
Konuşabilen otizmli çocuklarda gramer bozuklukları da yaygın olarak görülür. Cümlelerdeki fiil eklerini söylememek yaygındır. “Okula gidelim” yerine “okul git” demek ya da “yemekten sonra şeker ver” yerine “şeker, yemek yer” demek gibi gramer yanlışlıkları yaparlar.
Konuşmadaki en belirgin özelliklerden birisi de şahıs zamirlerinin yerlerinin değiştirilmesidir. Örneğin, “giderim” yerine “gider, gidersin” kelimelerini kullanırlar. Otizmli çocuğun iletişim alanındaki yetersizliği yaş aldıkça daha belirgin bir hal alır. Bu çocukların yaklaşık %50’si konuşmayı öğrenemez, konuştuklarında da genellikle garip bir tarzda konuşurlar. Bir kişinin söylediği bir şeyi genellikle aynı biçimde tekrarlar yani konuşma yankılıdır. Buna “Ekolali” denir.
OTİZMDE DAVRANIŞ
Otizmli çocuklar, kahvaltıda kullandığı süt bardağı değiştiğinde bile öfke nöbeti geçirebilecek kadar rutinlerine bağlıdır. Oyunlarında oyuncakları sürekli sıraya koyabilir. Mekanik bir nesneyi eline aldığında aşırı meşgul olur, bu davranışını engellediğinizde öfke duygusu yükselir.
Onunla konuşmaya çalıştığınızda genellikle tepki vermez. Acaba bu çocuk sağır mı diye düşüncelere sebebiyet verebilir. Çünkü duyuları algılama sorunu yaşar. Bu yüzden, ışığa ve sese karşı duyarsızmış gibi görünürler. Herhangi bir kimse tarafından dokunulmaya, kucağa alınmaya tepki gösteren otizmli çocuklar, fiziksel teması reddetmekte ve çevreleriyle ilişki kurmaktan kaçınmaktadırlar.
OTİZMDE MOTOR GELİŞİM
Otizmli çocuklarda motor becerilerin gelişimi genellikle kronolojik yaşlarına yakındır. Fakat yönergeye uygun olarak seri biçimde hareket etmekte sorun yaşayabilirler. Örneğin; kâğıt kesme, bir kutu içine küpleri atma gibi ince motor becerilerde yetersizlikler göze çarpmaktadır.
Yapmak istedikleri şeyleri hızla ve beceriklice yaptıkları halde, ilgilerini çekmeyen şeyleri yapmaları istendiğinde hareketlerine aksaklık ve hantallık görülebilir.
OTİZMDE ZİHİNSEL GELİŞİM
Otizmli çocukların en şaşırtıcı özellikleri, birçok alanda sınırlı becerileri olmasına karşın, bazı alanlarda özel becerilere sahip olabilmeleridir. Örneğin, konuşmakta güçlük çekebilir ama geçen yıl yapılan keyifli bir etkinliğin tarihini veya bir gezinin zamanını hatırlayabilirler. Bazı çocukların yıllar önce gittiği bir yeri, o yerdeki özel bir eşyayı unutmadığı, çok uzun şiirleri ezberleyebildiği, dinlediği uzun bir konuşmayı olduğu gibi tekrar edebildiğini gözlemleyebilirsiniz.
Sayılar ve görsel çalışmalarla oldukça ilgilidirler. Bazıları, sayıları çok çabuk öğrenir ve çok güç işlemleri akıldan yapabilirler. Bazıları ise gördüğü resimleri çok iyi kopya edebilir, güzel boyama yapabilir, mekanik oyuncakları söküp takabilir, karmaşık yapbozları kolayca tamamlayabilir.
OTİZMLİ ÇOCUKLAR DÜNYAYI NASIL GÖRÜR?
Otizmli çocukların “zihin kuramına” sahip olup olmadıklarına yani diğer insanların istek, duygu ve inanışlarını anlayıp anlayamadıklarına yönelik bir çalışma yapıldı. Çalışmada 3,5 ve 6 yaş arasında 20 otizmli çocuğu, 14 Down sendromlu ve 27 normal çocukla karşılaştırdılar.
Deneyde verilen göreve göre, çocuklara Sally ve anne ile ilgili bir hikâye anlatılmıştır. Bu hikâyede, Sally sepetin içine bir oyuncak yerleştirip odayı terk eder. Sally’nin yokluğunda anne oyuncağı sepetten alıp bir kutunun içine koyar. Hikâyeyi dinleyen çocuklara “Sally odaya dönünce oyuncağı bulmak için nereye bakacak?” diye sorulur. Eğer çocuklar sepeti söylerse doğru cevap vermiş olacaklar ancak kutuyu işaret ederlerse başarısız sayılacaklardı. Sorulan soruya farklı cevaplar veriliyordu. Özel durumu olmayan çocukların %85’i, Down sendromlu çocukların ise %86’sı doğru cevabı verdi. Ancak otizmli çocukların sadece %20’si doğru cevabı verebildi.
Deneyin sonucunda görüyoruz ki otizmli bireylerin diğer insanların zihnini göremediklerini, başkalarının inanç, istek ve düşüncelerini anlamaya yönelik beceri eksikliğinin olduğu yönündeydi. Otizmli çocuklar diğer kişilerin duygularını anlayamaması, empati yapamaması, başkalarının beklentilerini fark edememesi, düşüncelerini ve niyetlerini tahmin edememesi hatta sır saklayamaması sosyal ve duygusal alanlardaki yetersizliklerle yakından ilişkilidir.
OTİZMDE SOSYAL-DUYGUSAL GELİŞİM
Sosyal iletişim becerileri çoğunlukla akranlarına göre yavaş ilerler. Sosyal etkileşimde olumsuzluk içeren; göz kontağından kaçma, biri ona baktığında gözlerini başka tarafa çevirme, başkalarının fiziksel temasına karşı koyma, grup içinde soğuk, ilgisiz, çekingen ve içine kapanık davranma, birisiyle tanıştırıldığında ya da biri geldiğinde o kişiyi görmezden gelme gibi davranışlar sergilerler. Sözel/sözel olmayan iletişimde sözcük ya da sözcük öbeklerini defalarca tekrar etme, yaşıtlarıyla ya da yetişkinlerle sohbet başlatmama gibi sorunlar yaşamakta, buna ek olarak stereotipi davranışlar yani ellerine, nesnelere ya da çevresindeki uyaranlara en az 5 saniye gözlerini kaçırmadan bakma, yenilemeyen nesneleri tatma, emme ya da yemeye çalışma, döndürülmek üzere tasarlanmamış nesneleri döndürme gibi hareketler göstermektedirler.
YENİ BİR KAVRAM: SANAL OTİZM
Yapılan çalışmalar, televizyonda, video oyunlarında, tabletlerde ve bilgisayarlarda ekran karşısında çok fazla zaman harcayan birçok çocuğun “otizm” olarak etiketlenmiş semptomlara sahip olduğunu bulmuştur. Bu durum için kullanılan terim ise “Sanal Otizm” dir.
Hastanelerdeki otizmli bireylerle yapılan bir çalışmaya göre çocukların ekran başında geçirdikleri süre azaltıldığında semptomlarının, bir ay sonra tamamen ortadan kalktığı tespit edilmiştir. “Sanal otizm”, bu durumu tanımlamak için kullanılan terimdir. Araştırmacılar, ekran süresinin, çocukların beyin gelişimini ve normal bir sosyal yaşam becerisi geliştirmelerini engellediği sonucuna varmışlardır.
Diziler/çizgi filmler çocuğa, kelimelerin ne anlama geldiğini bilmeden kelimeleri tekrar etmeyi öğretiyor. Bir çocuk sayabilir ancak sayıların ne anlama geldiğini bilmiyor olabilir. Örneğin, çocuk üç sayısını tekrarlayabilir. Ama çocuğa “Bana üç kalem ver” diye sorarsanız, çocuk bunu yapamaz. Bir resim gösterip “Küçük kız ne yapıyor?” gibi bir soru sorduğunuzda çocuk soruya cevap vermek yerine sadece “Küçük kız ne yapıyor?” sözlerini tekrarlar.
Gerçekten de ekranlar o kadar çekici ki, çocuğun başka bir şeye yönelmesi oldukça zor. Kısacası çocuğun ekran kaynaklı dikkati dağılıyor ve bağımlısı oluyor. Ekran ayrıca çocuğu iletişim becerileri ve dil gelişimi için gerekli olan insan etkileşimlerinden izole ediyor. Daha da kötüsü, ekranlardan, hatta çizgi filmlerden gelen gürültü ve ışık, çocuğun güçlükle başa çıkabileceği acı verici duygular da üretebilir. Bu duygular küçük bir çocukta şiddetli ve saldırgan davranışlara yol açabilir.
Çocuklar, gerçek nesnelerle oynayarak ve birisinin ona bakmasını ve onunla konuşmasını sağlayarak, sosyal etkileşim yoluyla kelimelerin anlamlarını öğrenirler. Bir anne, “Montunu giy yürüyüşe çıkacağız” cümlesiyle mont giyme ve yürüyüşe çıkma eylemlerini ilişkilendirip kelimelere bağlam ve anlam verir. Bir oyuncağı elleriyle dokunarak, ağzıyla hissederek ve yere atarak dünyayı öğrenir. Böylelikle çocuğun beyni bağlantıları kaydeder. Küçük bir çocuğun beyni, bu dokunma ve etkileşim duygusu olmadan gelişemez. Elektronik ekranlardan gelen ışık ve gürültü çocuğun dikkatini çeker ancak sağlıklı beyin gelişimini olumsuz etkiler.
OTİZMDE SINIF YÖNETİMİ
Otizmli çocukların sınırlı iletişim kurması, korku ya da kaygılarını saldırgan davranışlar yoluyla ifade etmesine neden olabilir. Bu tür davranışlar sınıf yönetimini karmaşıklaştırır hatta öğretmenlerin zaman zaman tükenmişlik duygusu ya da duygusal patlama yaşamasına neden olabilir.
- Rutin ve Değişim Uyarıları
Değişim güzel gibi görünse de herkes için zorlayıcı bir tarafı vardır. Ancak otizmli bir çocuk için değişim ve sürprizler tüm hayatının aksamasına neden olabilecek kadar büyük bir etkiye sahiptir. Yenilikle baş etmede güçlük yaşadıkları için, karşılaşılacak süreci önceden belirtmek, anlatmak ve mümkünse göstermek her zaman yararlı olacaktır. Örneğin, öğretmen veya sınıf değişikliği, sınıf gezileri otizmli öğrenci için her zaman zorlayıcıdır. Bu süreci, çocuğa önceden açıklayıcı bir anlatım yaparak korku ve kaygılarını hafifletebilirsiniz. Değişim hakkında bilgilendirme yaparken kalan süreye dair son 5 dakika, 2 dakika gibi zaman uyarıları yapmak çocuğun değişime adapte olmasını sağlayacaktır.
- Fazladan 3 Saniye
Otizmli çocuk dili anlamak için fazladan zamana ihtiyaç duyar. Ona söyleneni algılaması için cümlenin bitişinin ardından fazladan 3 saniye zaman tanıyın. Komut vermeniz gerektiğinde ise komutun 2 kelimeyi geçmemesi tepki verme şansını yükseltecektir. Eğer söyleneni tekrarlamanız gerekiyorsa cümlenin yapısını değiştirmeden tekrarlamanız gerekir. Zira yeni bir cümle, algılamak için yeni bir süreç başlangıcı anlamına gelir.
- Mecazi Anlamın Yokluğu
Günlük hayatta kullandığımız deyimler bizim için alışıldık söz kalıpları olsa da otizmli çocuklar için durum farklıdır. Otizmli çocuk tüm bu deyimleri gerçek anlamlarıyla anlamaya çalışır ve iletişim süreci onun için içinden çıkılmaz bir kargaşaya dönüşür. Bu nedenle sözcüklerin gerçek anlamlarına uygun kullanılması karşılıklı iletişimi kolaylaştıracaktır.
- Günlerce Tek Bir Konu
Sizin için oldukça önemsiz gelen konular, otizmli bir çocuğun günlerce ara vermeden konuşacağı konular olabilir. Bu durumda çocuğun hevesini kırmadan konuyu eğitim başlıklarına yönlendirin.
- Sosyal Ortam
Okul, sosyal beceriler için mükemmel bir etkileşim fırsatıdır. Yaşıtlarının bulunduğu bu alanda onu iletişim kurmaya teşvik etmek, akranlarıyla konuşarak veya oyunlara dâhil olması konusunda destekleyerek ihtiyacı olan becerileri geliştirmesinde destek olun.
- Farklı Duyusal Hassasiyet
Sınıf ortamında sizin duymayacağınız sesler, fark etmeyeceğiniz renkler ve ani değişen görüntüler, otizmli bir çocuğun içine kapanmasına sebep olabilir. Bunun için çocuğun ailesinden duyusal hassasiyetleri hakkında bilgi alarak sınıf ortamını uygun biçimde düzenleyebilirsiniz.
- Sınıf Arkadaşlarına Otizmi Açıklayın
Otizmli çocuk, sınıfta sıkıldığında, heyecanlandığında veya stres olduğunda tekrar eden davranışlar göstermeye başlayacaktır. Bu davranışlar yaşıtlarına oldukça garip gelecektir. Okul ortamında etiketlemeler olmaması için öncesinde sınıftaki diğer çocuklara otizmin ne olduğu, bu güçlüğü yaşayan çocukların nasıl tepki ve davranışlarda bulunduğu, onlara nasıl destek olabilecekleri hakkında bilgi verin.
- Otizmli Çocuğun En Temel İhtiyacı
Otizmli çocuklara anlayışlı davrandığınız sürece size her zaman iyi yaklaşacaklar ve sizi seveceklerdir. Onlara vermeniz gereken tek şey anlayıştır.
YASEMİN BULUT
