En Kapsamlı Eğitim Araştırması Pısa’da Ne Durumdayız?
PISA, bir ölçme-değerlendirme programı ve tarama çalışmasıdır. PISA, ülkelere eğitim politikalarını şekillendirmeleri konusunda yol göstermekte ve ülkelerin durumunu küresel kriterlere göre kıyaslayarak eğitim sistemlerinin güçlü yönlerini ve eksikliklerini belirlemelerine yardımcı olmaktadır.
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı olarak Türkçeye çevirebileceğimiz PISA (The Program for International Student Assessment), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından organize edilen ölçme-değerlendirme programı ve tarama çalışmasıdır. İlk kez 2000 yılında uygulanmış olan bu değerlendirme programı, üçer yıl arayla uygulanmaya devam etmektedir. PISA, 15 yaş grubundaki öğrencilerin eğitim hayatlarında edindikleri bilgi ve deneyimleri, gerçek hayatta kullanabilme becerilerini tespit etmek amacıyla uygulanan, dünyanın en kapsamlı eğitim araştırmasıdır. PISA programı genel olarak şunları amaçlamaktadır:
- Zorunlu eğitimi tamamlamış gençlerin gerek eğitimde gerekse de mesleki yaşamlarında başarılı olmaları için gereken temel bilgi ve becerilere ne derece sahip olduklarını belirlemek,
- 21. yy becerilerini ölçmek,
- Öğrenme ortamlarında yer verilen bilgileri ne ölçüde hatırladıklarından ziyade, bu bilgileri gündelik hayatla ne düzeyde ilişkilendirdiklerini tespit etmektir.
PISA; temelde gençlerin fen okuryazarlığı, matematik ve okuma becerileri alanlarındaki performanslarını tespit etmektedir. Bununla birlikte finansal okuryazarlık (2012 yılından itibaren), problem çözme (iş birlikçi problem çözme-2015 yılında), iyi olma hali (2015 yılından itibaren) ve küresel yeterliliklerini de (2018 yılından itibaren) ölçmektedir. Türkiye, PISA uygulamalarına ilk olarak 2003 yılında katılmıştır. Ülkemiz, üç yılda bir yapılan PISA uygulamalarına 15 yaşındaki yaklaşık 5000 öğrenciyle katılmaktadır. PISA, gerçekleştirdiği her bir uygulamada farklı bir temel alanı ön plana çıkarmaktadır. Örneğin, 2003’te matematik okuryazarlığını ön plana çıkartırken, 2006’da fen okuryazarlığına, 2018’de ise dijital okuryazarlığa ağırlık vermiştir.
2022: Matematik Okuryazarlığı
PISA uygulaması her üç yılda bir yapılmasına rağmen içinde bulunduğumuz Covid-19 pandemi sürecinden dolayı 2021 yılı pas geçilerek en yakındaki sınavın 2022 yılında yapılması kararlaştırılmıştır. PISA sınavının 2022 ana teması, matematik okuryazarlığı olacaktır. Matematik okuryazarlığı, sıra dışı düşünme becerilerini destekleyecektir. 2025 yılının ana teması fen okuryazarlığı olup yabancı dil bilgisi de değerlendirilecektir. Ayrıca 2025 yılında gençlerin dijital araçları kullanırken bir 21. yy becerisi olarak özdüzenleme becerileri de ölçülecektir. Bu gelişmeler, PISA’nın ileride yapacağı sınavlarda 21. Yy becerilerine (girişimcilik, inovasyon, üretkenlik, takım çalışması, etkili iletişim vb.) daha fazla odaklanacağını göstermektedir. PISA, bilgi ve becerilere odaklanmanın yanı sıra öğrenci ve okul anketi aracılığıyla öğrencilerin okula olan ilgi ve tutumunu da belirlemeye yönelik çalışmalar yapmaktadır. Dolayısıyla veri kaynakları, öğrenciler ile sınırlı olmayıp okul idaresinden ve ailelerden de veriler toplanmaktadır. Bir durum tespit çalışması niteliği taşıyan PISA, okulların veya öğrencilerin değil, eğitim sistemlerinin durumunu ortaya koymaya odaklanmıştır. Bu sebeple PISA, ülkelere eğitim politikalarını şekillendirmeleri konusunda yol göstermekte ve ülkelerin durumunu küresel kriterlere göre kıyaslayarak eğitim sistemlerinin güçlü yönlerini ve eksikliklerini belirlemelerine yardımcı olmaktadır.
İki Temel Bölüm
PISA uygulamaları, iki temel bölüm olarak gerçekleştirilmektedir.
İlk bölümde, matematik okuryazarlığı, fen okuryazarlığı ve okuma becerileri alanları yer almakta ve bu bölümde öğrencilerin bilgi ve becerilerinin değerlendirilmesine yönelik sorulara odaklanılmaktadır. Bu kapsamda sorulan sorularda, öğrencilerin okulda edindikleri bilgileri, günlük hayatla ilişkilendirme becerilerine önem verildiği için her bir soruda genellikle günlük hayattan bir bağlama yer verilmektedir. PISA soru tipleri; çoktan seçmeli, karmaşık çoktan seçmeli, kısa cevap gerektiren kapalı uçlu, kısa cevap gerektiren açık uçlu ve uzun cevap gerektiren açık uçlu madde tipleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
İkinci bölümde ise, PISA uygulamasına katılan ülkelerin eğitim-öğretimini etkileyen değişkenler ve bu değişkenlerin özellikleri incelenmektedir. Bu kapsamda; veli, eğitim kariyeri, bilgisayar kullanımı, öğretmen anketleri, okul ve öğrenci anketleri uygulanmaktadır. PISA uygulamalarında her geçen yıl, bilgisayar tabanlı uygulamalar daha fazla yer almaktadır.
PISA Dünya Sıralamasında Türkiye’nin Yeri
Türkiye PISA sınavlarında Şekil 2’de görüldüğü gibi ulusal gelişmeler kaydetmektedir. Ancak ulusal anlamdaki bu gelişmeler, uluslararası sıralamaya yeterince yansımamakta ve Türkiye, uluslararası sıralamalarda hak ettiği yerde bulunmamaktadır. Örneğin Fen okuryazarlığı bakımından PISA 2012 sonuçlarına göre Türkiye, 65 ülkeden 42. sırada iken 2018 yılında 79 ülkeden 39. sırada bulunmaktadır. Yine Matematik okuryazarlığı bakımından PISA 2012 sonuçlarına bakıldığında 65 ülkeden 44. Sırada bulunurken PISA 2018 sonuçlarına göre 79 ülkeden 42. sırada bulunmaktadır. Her geçen PISA uygulamasında katılımcı ülke sayısı artarken Türkiye’nin fen, matematik ve okuma becerileri bakımından uluslararası sıralaması anlamlı derecede ilerlememektedir. Hatta gelişmiş ülkeler diyebileceğimiz OECD ülkeleri ortalaması olan 500 puandan bir hayli uzak görünmektedir. Şekil 2’yi yakından incelediğimizde her 3 alanda da neredeyse yataya yakın bir seyir gözlenmektedir. Şekil 2’de mavi ile gösterilen OECD ortalamasından uzakta olduğumuz görülmektedir.
“Öğrencilerin eğitim hayatlarında edindikleri bilgi ve deneyimleri, gerçek hayatta kullanabilme becerilerini tespit etmek amacıyla uygulanan, dünyanın en kapsamlı eğitim araştırması PISA için uzun soluklu ve çok yönlü bir çalışmaya girişilmelidir.”
PISA Sınavında Başarıyı Yakalamak İçin Ne Yapmalıyız?
Ülkemizde özellikle PISA sınavları bakımından istediğimiz yerde olamamamızın birçok nedeni olabilir. Aşağıda bu nedenler üzerinden iyileştirme önerileri belirtilmiştir.
- Okullarda öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerini, 21. yy becerilerini yeterince ölçmeyen, kalıplaşmış soruların kullanılması ve bu becerileri geliştirmeye yönelik uygulamaların yetersizliği. Bu kapsamda öğretmen adayları hizmet öncesi eğitimle, öğretmenler ise hizmet içi eğitimlerle desteklenebilir.
- Okulda edinilen bilgileri günlük yaşamla ilişkilendirmede yetersizlikler yaşanmaktadır. Bu problemi gidermek için öğrenme ortamlarında günlük yaşam (bağlam) temelli yaklaşımlara ve yaşam temelli ölçme ve değerlendirme yöntemlerine yer verilebilir.
- PISA’nın ölçülen “okulun bir parçası, onun öğrencisi olmaktan gururlanma duygusu” boyutu kapsamındaki öğrenci puanlarında ülkemizin çok geride kalması, öğrencilere okulları yeterli düzeyde sevdiremediğimizi göstermektedir. Bu kapsamda, okullarımız, öğrencileri öğrenmeye motive etmeli ve okullarda verilecek olan bilgiler, günlük hayatla ilişkilendirilmelidir.
- Okullarımızda, derslerin kendi içinde birbirinden bağımsız bir şekilde, bütünleştirilmiş bir anlayışla verilmemesi.
Bu kapsamda disiplinleri birbirinden kopuk bir şekilde vermek yerine disiplinler arası yaklaşımlara yer verilebilir.
- Okul türleri arasında eğitim kalitesi bakımından büyük farklılıklarının olması. Bu kalite farklılıklarını gidermeye yönelik çalışmalar yapılabilir.
- Rekabet ortamı oluşturan ulusal sınavlar. Eğitim sisteminin sadece sınavlar üzerine inşa edilmemesi gerekir. Bu şekilde yapılan sınavların sayısı da azaltılabilir.
- Sosyoekonomik düzeylerdeki büyük farklılıkların fen ve matematik başarısına etkisi. Bunun için okul öncesi eğitimden başlanmalı ve her düzeyde olabildiğince okul türleri arasındaki eğitim kalitesi farkı azaltılmalıdır.
- Teknolojik araçların eğitsel amaçla kullanımındaki yetersizlik. Bilgisayarların, teknolojik araçların eğitsel amaçla kullanımına daha fazla önem verilebilir.
Çünkü PISA uygulamalarında bilgisayarların kullanımına ve dijital dünyada öğrenme konularına verilen önem, her geçen gün artmaktadır.
