
Anne Karnından Anne Kucağına 3 Dönemde Kişilik Gelişimi
Kimlik ve kişilik oluşumu, doğuştan getirilen özelliklerin çevre ile kurulan ilişkiler yoluyla şekillenmesi süreçleriyle oluşur. Hayat boyu gelişimi ve değişimi devam eden bu yapının temeli; anne karnından başlayan bir süreçle hayatın ilk yıllarında ortaya çıkar.
Doğum Öncesi Dönem, Kişilik Gelişimine Etki Eder mi?
Bebek, doğduğunda, bir beyin yapılanması ile dünyaya gelir. Bu beyin yapılanması, ilk olarak anne-babadan gelen genetik malzemenin buluşmasıyla oluşur. Bu genetik yapı, dışarıdan müdahaleye açık değildir. Ancak beynin yapılanmasını oldukça etkileyen bir diğer faktör; hamilelik başladığı andan itibaren annenin salgılamış olduğu hormonlardır. Bu hormonlar, kan dolaşımı ile fetüse ulaşarak çocuğun beyin yapılanmasına etki eder. Annenin hormon salınımını etkileyen şey ise, bu süreçte yaşadığı olaylar ve bu olaylara verdiği duygusal tepkilerdir. Anne, hamilelik döneminde stresli, sıkıntılı ya da depresyondaysa, hormonal yapıyı bozucu çeşitli ilaçlar kullanıyorsa annenin salgıladığı hormonlara bağlı olarak çocuğun beyin yapısında olumsuz değişiklikler meydana gelebilir. Bu değişiklikler, çocuğun kişilik oluşumuna, dolaylı yollardan etki edecektir. Hatta annenin yediği, içtiği gıdaların da hormonal yapıya etkisi vardır.
“Annenin duygularındaki doğallık ve güzellik, çocuğun beyin yapılanmasına olumlu etki eder.”
Doğum Sonrası Dönem, Kişilik Gelişiminde Ne Kadar Etkilidir?
Doğum öncesi dönemde anneyi olumsuz etkileyen olaylar dışında insanın kişilik gelişimini asıl belirleyen faktör, hayatının ilk beş yılıdır. Bu yıllar, kimlik ve kişiliğimizin oluştuğu yıllardır. Sonraki her şey, bu temel yapı üzerine inşa edilir. Bu süreçte çocuğun, farklı ihtiyaç ve özelliklerinin ortaya çıktığı dönemler vardır. Bu dönemlerin her birinde aşılması gereken engeller ortaya çıkar. Bir çocuk, sağlıklı bir anne-baba ile engelleri aşarak ruh sağlığına kavuşur. Hayatının ilk beş yılı, ortaya çıkan özellikler ve aşılması gereken engeller açısından üç farklı dönemden oluşur.
“Birinci dönem; 0-1 yaş arasıdır. Bu yaşlar, çocuğun bir ötekine bağlanma ihtiyacının olduğu, dünyanın nasıl bir yer olduğu ile ilgili temel güven duygusunun geliştiği dönemdir.”
“İkinci dönem; 1-3 yaş aralığıdır. Bu dönemde; çocuğun aile üyeleriyle, özellikle anne ile kurmuş olduğu ilişki, hayatî önem taşır. Çünkü çocuk, diğer insanlarla nasıl ilişki kuracağını, yani ikili ilişkileri öğrenir.”
“Üçüncü dönem ise 3-5 yaşları aralığıdır. Bu dönem, çocuğun üçüncü bir kişinin varlığını algıladığı ve kendini, onun gözünden görebildiği bir dönemdir.”
Anne, Çocuğa Aynadır
Anne, çocuğuna ayna işlevi gören önemli bir varlıktır. Bu nedenle annenin, çocuğuna nasıl baktığı çok çok önemlidir. Anne, çocuğunu görüyor; çocuğunun sevilme, önemsenme, değerli olma gibi duygusal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa bu duygular, çocuğun içinde kendine ait duygular olarak yerini alır ve çocuk, bu duyguları hissedebilmek için bir başkasına ihtiyaç duymadan hayatı boyunca kendini değerli hisseder.
Anne çeşitli nedenlerle çocuğunun duygusal ihtiyaçlarını karşılayamıyor, sevgi açlığını gideremiyor ve ona değerli olduğunu hissettiremiyorsa çocuk, hayatı boyunca kendini değersiz hisseder ve bu duyguları hissedebilmek için hep bir başkasının bakışlarına, ilgisine ihtiyaç duyar. Kişilik sorunları yaşayan insanlar; bu yaşlarda anneleriyle sağlıklı ilişki kuramadıklarından bu döneme takılıp kalarak kendilerini değerli hissedebilmek için hep bir başkasının ilgisine ihtiyaç duyarlar. Çünkü referans noktaları, kendileri değildir. Sağlıklı düşünebilen insanlar; kendi referans noktaları olan kişilerdir.
Çocukta Temel Güvenin İnşası
En önemli duygulardan biri olan temel güven duygusu; içsel olarak sürekliliğin, devamlılığın ve aynılığın getirmiş olduğu derin bir histir. Çocukta bu hissin oluşmasında rol alan kişi bakım veren, yani annedir. Çünkü çocuk, dış dünyanın nasıl bir şey olduğunu annesinden öğrenir. Bu dönemde annenin tutarlı bir anne olması, çocuğun dünyaya ve insanlara karşı geliştireceği güven duygusunun temelini oluşturur. Çocuğun güvenle bağlanabileceği bir anne yoksa ya da anne var ancak çocuğa karşı tutarsız davranışlar sergiliyorsa çocuk ile anne arasında güvenli bir ilişki oluşmayacağından, çocuk dış dünyanın ve insanların güvenilmez olduğu yönünde bir algı geliştirir. Temel güven duygusunun yanında bu dönemde oluşmaya başlayan en önemli şey; çocuğun kendiliğidir. Kendisinin nasıl bir varlık olduğunu bilmeyen çocuk; anne ile kurduğu ilişkide ortaya çıkan duygusal veriler sayesinde kendisinin nasıl bir varlık olduğunu öğrenir. Çünkü çocuğun zihninde dış dünyaya ait ilk depolanan malzemeler, anneye ait olanlardır. Bunlar; annenin yüzü, bakışları, sesi, dokunuşu ve kokusudur. İyi ve kötü yaşantı parçalarından oluşan bu veriler, çocukta depolanarak anlamlı bir bütün haline gelirler. Bunlar muhafaza edildikçe annenin görünüşü içsel olarak çocukta oluşur ve bu görünüşe göre kendisinin de nasıl bir şey olduğuna yönelik düşüncesi oluşur.
“Aslında her ne kadar istemesek de tıpkı bir mıknatıs gibi aynı tür insanları kendimize çekeriz. Buna; kişilik örüntüsü denir ve kişi, bu örüntünün dışına kolay kolay çıkamaz. Bunun sebebi, kişinin bildiği başka bir ilişki modelinin olmamasıdır. Bu nedenle; 2-3 yaş döneminde yaşanan olumsuz tecrübeler, kişilik bozukluğu oluşumuna neden olur.”
Davranış Kalıplarının İnşası
1 – 3 yaş arası dönemde anne ile çocuk arasında kurulan ilişkide bir master kalıp ortaya çıkar ve bu master kalıp, kişinin hayatı boyunca diğer insanlarla kuracağı ilişkide kullanacağı bir şablon olarak yerini alır. Tıpkı bir fabrikada seri üretime geçilmeden önce asıl kalıp olarak üretilen şablonun hatalı olması durumunda, sonraki tüm ürünlerin de aynı hatayı taşıması gibi, anne-çocuk ilişkisindeki master kalıp hatalı olursa kişinin sonraki ilişkileri de bu kalıba bağlı olarak hatalı bir modelde devam edebilir. İnsanlar, bu master kalıba hayatları boyunca sadık kalarak diğerleriyle ilişkilerinde bu şablonu kullanırlar ve hep aynı ilişkileri tekrarlarlar. Çoğu insanın şikâyet etmesine rağmen hep benzer insanlarla arkadaşlık kurmasının sebebi budur.
Kimlik ve Sosyal Farkındalık
3-5 yaş dönemi; çocuğun, annesiyle kurduğu ilişkide, üçüncü bir kişi olan babanın bu ilişkiye ne diyeceği, bu durumda ne hissedeceği ya da bu ilişkide ne şekilde yer alacağı üzerine düşünebilme ile ilgili zihinsel bir faaliyetin oluştuğu dönemdir. Burada çocuğun, anne ile kurduğu diyaloğun arasına bir üçüncü kişi girer. Bu dönemde çocuğun bu ikilemli duyguları, anne-babaları tarafından sağlıklı bir şekilde yönetilirse, çocuk, sağlıklı olarak hayatına devam eder. Yine bu dönemde çocuklar; cinsel kimliklerinin yanında sosyal rollerinin ne oldukları ile ilgili farkındalık kazanmaya başlarlar. Kız çocuğu annesine, erkek çocuk ise babasına bakarak nasıl davranması gerektiği, toplumda nasıl var olması gerektiği ile ilgili bilgi edinir.
Onları birer ayna gibi rol model alır.
Görüldüğü gibi her dönemde çocuğun sağlıklı ilişki kurabilmesinin yolu, anne-babanın sağlıklı bir kişilik yapısına sahip olmalarına bağlıdır. Anne ve baba ruhsal yönden sağlıklı değilse, ikili ilişkilerini sağlıklı bir şekilde yürütemiyorsa çocuğun da bunu öğrenebilmesi mümkün değildir.
