Anaokullarında İngilizce Eğitimi Nasıl Olmalı?
Mustafa Ekici
SPOT: Devir hız devri. Her gün yeni bir teknolojik gelişmeyi duyuyoruz. Çağı yakalamak içinse yabancı dil öğrenmek oldukça önemli. Ülkemizde yetişkinlerin çoğu yabancı dili öğrenemedi. En azından çocuklarımız öğrensin. Fakat nerede ve nasıl? Dil öğrenmek kolay mı?
Dil; duygu ve düşüncelerimizi ifade etmeye yarayan iletişim aracıdır. Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi dil, amaç değil araçtır. Aracımız ne kadar iyi olursa hedeflerimize o kadar kolay ulaşabiliriz. Burada şunu hatırlatmak isterim. Özellikle gençler bir yabancı dili öğrenirken bu şöyle dil, böyle dil diye o lisan hakkında aşağılayıcı ifadeler kullanmamalıdır. Herhangi bir dili öğrenmeden önce ön yargı ile yaklaşılmamalı. Aksine dil öğrenenler teşvik edilmeli. Çünkü bir yabancı dili iyi bilen bir fert ikinci yabancı dili daha kolay öğreniyor.
Yabancı Dil Öğrenmek İçin Yurt Dışına mı Gitmeliyim?
Aslında yetişkinlerin hiçbir şey bilmeden hedef dilin konuşulduğu ülkeye gitmesinin herhangi bir faydası yok. Ancak zaman ve para kaybı olur. Ayrıca “Kültür Şoku” (Culture Shock) denilen psikolojik bir olay yaşanır. Kültür şokunu, insanların yeni bir ülkeye taşınırken veya yeni bir kültürü veya çevreyi deneyimlerken yaşayabilecekleri belirsizlik, kafa karışıklığı veya endişe şeklinde tanımlayabiliriz. Kendi ana dili, yeni kültürle karşılaştığında hiçbir şey anlamıyorsa içinde yaşadığı toplumun bireyleri ile konuşup kaynaşamadığından savunmaya geçer ve dil öğrenmeyi engeller. Bunun örnekleri çoktur. İngiltere ve Almanya’ya gitmiş, 30-40 yıl orada yaşamış yetişkinler belirli bir süre boyunca o ülkenin lisanını bilmedikleri gibi evinin yolunu bile bulmakta zorlandıkları görülmüştür. Yetişkinlerin tam tersine çocuklarda böyle bir şey olmaz. Çocuklar ön yargısız bir şekilde çevreleriyle iletişime geçer ve dil öğrenme yetisi (Language Competence) sayesinde kolay ve akıcı şekilde ikinci dili öğrenirler.
KUTU: Araştırmalar gösteriyor ki bir yabancı dili iyi bilen bir fert ikinci yabancı dili daha kolay öğreniyor.
Yapılan çalışmalar dil öğreniminin anne karnında başladığını gösteriyor. Çocuk, anne karnında uzuvları oluştuktan sonra annesinin sesini diğer seslerden ayırt edebiliyor. Fakat asıl dil öğrenimi 0-6 yaş döneminde gerçekleşiyor. Araştırmalara göre bu dönemde dil öğrenimi kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Çocuklarımız niçin yabancı dili okul öncesinde öğrenmesin? Ana dilini öğrendiği gibi ortamlar sunulursa çocuklar ikinci bir dili kolaylıkla öğrenebilirler.
Ama nasıl oluyor bu kompleks olay? İletişim kurmak, kendisini ifade etmek ve ihtiyaçlarını karşılamak çocuklar için önemlidir. Çocuklar anneleri, babaları ve çevrelerindeki diğer insanlarla konuşmaya ihtiyaç duyarlar. Ayrıca çocuklar nasıl konuşulacağını öğrenmek için öğretmene ihtiyaç duymazlar. Konuşulanların anlaşılır (Comprehensible) olması yeterlidir.
“Devir hız devri” demiştik ya, işte bu hızı nasıl yakalayabiliriz? Çocukların nörolojik olarak beyin gelişimlerinin en hızlı olduğu dönem okul öncesi evresidir. Çocuklar bu dönemde çok hızlı öğrenirler ve eğer yetirince tekrar edilmezse öğrendiklerini çabuk unuturlar. Çocukların bu dönemde dil öğrenmeye karşı özel yetenekleri vardır.
Konuşma nasıl öğrenilir?
Konuşma becerisi dinleme becerisinin bir sonucudur. Dinleme olmadan konuşma olmaz. Çocuk doğduktan sonra yaklaşık bir yıl dinliyor. Sonra tek kelime ile konuşmaya başlıyor. Sonra iki kelimeli cümleler ardından üç kelimeli cümleler kurabiliyor. Sonuç olarak yabancı dil öğrenen bir çocuk konuşması için zorlamamalı onun konuşma zamanı beklenmelidir. O hazır olunca zaten konuşur.
Bu dönemde yetişkinlerin; “Yabancı dilin, çocuğun ana dil gelişimine zararı var.” gibi düşünceleri gereksizdir. Çünkü çocukların çevrelerinde kaç lisan konuşulursa o kadar dili öğrenebilirler. Sadece o dilin adını bilmezler. Araştırmalar gösteriyor ki bir tane aktif hücre yanındaki en az on hücreyi aktif hale getiriyor. Tembel hücre de yanındaki en az on hücreyi tembelleştiriyor.
Dil Öğrenmek Bu Kadar Kolay mı?
Yaş grubuna göre doğru yöntem ve teknikler kullanıldığında dil öğrenmek çok kolaydır. Okul öncesi dönemde normal her çocuk ana dili kolayca öğreniyor. Üstelik anne-babalar kendileri öğretmen olmamalarına rağmen çocuklarına konuşmayı öğretiyorlar. Belki de çocuklar kendi kendilerine lisan öğreniyor.
Lisan nasıl öğretilmeli?
Ana dilimizi öğrenir gibi dile maruz kalarak lisan öğretilebilir. Bir sistem dahilinde, çocukların tüm gelişim düzeylerine uygun olarak öğrenci kitapları, çalışma kitapları, dijital interaktif alıştırmalar, kelimeler, konuşmalar, oyunlarla dil edinimi sağlanabilir. Hikayeler, videolar ve mobil uygulamalarla çocukların öğrendikleri dil pekiştirilebilir. Program baştan sona sırasıyla uygulanırsa çok rahat bir şekilde dil eğitimi başarılı bir şekilde gerçekleşebilir.
Ben Dili Tam Anlamıyorum Ne Yapmalıyım?
Anlaşılmayan bir şey olursa panik yapmayın devam edin, çocukların yaptığı gibi. Mesela bir çocuk konuşmaya yeni başladığı zaman bazı kelimeleri yanlış telaffuz edebilir. Ebeveynler ise bu durumu çocuklardan daha çok umursar. Yetişkinlerin uyarılarına ve çabalarına rağmen çocuk konuşmasını bir anda düzeltemez. Çünkü henüz ne yaptığını tam olarak anlamıyordur. Fakat buna takılı kalmadan zaman içerisinde kelimeleri doğru telaffuz edebilmeyi başarır. Bu misalde olduğu gibi anlamadığınız bir şey olursa o meseleyi geçin, dersinize kaldığınız yerden devam edin. İleriki günlerde o konuyu kolayca kavrayacaksınız.
KUTU: Yabancı dil öğrenen bir çocuk konuşması için zorlamamalı onun konuşma zamanı beklenmelidir. O hazır olunca zaten konuşur.
Dil öğretiminde oyunlar kullanılmalı mı?
Dil öğrenimi, ana dilinde olduğu gibi oyunlarla öğretilmeli. Oyun, çocuğu pozitif yönde motive eder. Öğrenmeyi zevkli ve eğlenceli hale getirir. Çocuklar zevk aldığı yeri, okulunu ve öğretmenini çok sever. Sevgi ve muhabbet beraberinde başarıyı getirir.
Dil Öğretiminde İyi bir öğretmen nasıl olmalı?
İyi bir öğretmen sabrı ve hayal gücünü kullanmanın yanı sıra, dünyayı çocukların gözüyle görür. Kullandığı beden dili, jest ve mimikler; dilin kolay anlaşılmasına yardımcı olan başlıca iletişim araçlarıdır. İyi bir öğretmen elindeki basılı ve dijital materyalleri iyi kullanabilendir. Bu dönemde ayrıca fiziksel aktiviteler ile dil eğitimi desteklenmelidir. Cümlelerin ve isimlerin öğretiminde rahatlıkla “Tüm Bedensel Tepki (Total Physical Response)” yöntemi kullanılabilir. Bu yöntem, dil öğreniminde fiziksel tepkilerin önemli bir rol oynadığını ve öğretim sürecinde bunun kullanılması gerektiğini savunur.
Dil öğrenirken sadece doğru eğitim programını seçmek değil, aynı zamanda hem kitapları ve hem de dijital kaynakları seçerek eğitim ve öğretimi zenginleştirmek oldukça önem arz etmektedir. Görsel materyallerin anlaşılır ve ilgi çekici olması çocukların ve öğretmenin işlerini kolaylaştırır. Hikayelerle çocukların hayal gücü gelişir. Öğrendiği dili unutulmaz hale getirir. Video animasyonlarla çocuklar öğrendiklerini pekiştirerek yabancı dil eğitiminin başarısını zirveye ulaştırır.
Çocukların okulda öğrendiği yabancı dil, yeterince tekrarlandığı zaman unutulmayacak; kalıcı hale gelecektir. Okulda kullanılan öğretim metoduyla uyumlu mobil uygulamaların gücü çok büyüktür. İçeriği çocuklarımız için güvenli, reklam içermeyen ve çocukları psikolojik olarak olumsuz etkilemeyen uygulamalar bulunmaz fırsatlar sunar. Aktif öğrenmeyi destekleyen, eğlendirerek öğrenmeyi sağlayan ve okuldaki kazanımların pekiştirilip kalıcı hale gelmesine yardımcı olan uygulamalar tercih edilmelidir.
Sonuç olarak yabancı dil veya ikinci dil öğrenmek hem zevkli hem de öğrenilmesi zor olmayan bir süreçtir. Dil öğrenmek için uygun koşullarda, doğru zamanda doğru yerde bulunmak veya çocuğumuzla doğru materyalleri buluşturmak en kolay yöntemdir.
