Bana Masal Anlatır Mısın?
Her anlatım, yeniden inşadır. Asırlardır anlatılagelen bir masal bile yeniden inşa edilir ve her anlatım bir tecrübedir. Aslolan, bu tecrübeyi her seferinde bir üst basamağa taşıyabilmektir.
Masal ve Hikâye Anlatıcılığının Çocuklarda Geliştirdiği Beceriler
- Dil gelişimine katkı sağlıyor.
- Problem çözme becerisini geliştiriyor.
- Kendini ifade edebilmesine imkân sağlıyor.
- Sosyal ortama alışma sürecinde gelişim sağlıyor.
- Hayal gücünü zenginleştiriyor.
- Özgünlük ve üretkenliğini besliyor.
Dinlemeyi sever misiniz? Ne zamandır etrafınıza kulak kesiliyorsunuz? Aslında çok eski zamanlardan, hatırlamamızın mümkün olmadığı dönemlerden beri etrafımızdaki sesleri dinliyor ve onlardan bir anlam çıkarmaya çalışıyoruz. Ta anne karnından itibaren işittiğimiz seslere kulak kesiliyoruz. Anne babamızın seslerine yüklediğimiz anlam, güven duygusu oluyor. Çünkü anne karnı en güvende olduğumuz yer. Yani daha henüz doğmadan başlıyor dinleyici vasfımız. Anne kucağında dinlediğimiz ninniler ve masallarla devam ediyor. Hayata dair dersler çıkarıyoruz, yabancısı olduğumuz dünyayı, bu masallarla öğrenmeye başlıyoruz. Bu sebepten güzel hikâyeler dinlemeyi seviyoruz.
Dinlemenin Kimyası
Aslında dinleyici olarak pek çoğumuz güzel hikâyeyi ayırt edebiliyoruz. Uzun ve sıkıcı konuşmaları dinlerken dikkatimiz çabuk dağılıyor. Fakat bizi konunun içine çeken beş duyumuza hitap eden, merak duygusu uyandıran hikâyeler bizi heyecanlandırıyor. Bunun farkına varan nörobilimciler, hikâye dinlerken beynimizde gerçekleşen değişimleri gözlemlediler. Sonuçlar ise oldukça enteresan. Çünkü beynimiz, sıradan günlük konuşmalara verdiği tepkilerden çok daha güçlü tepkiler üretiyor hikâye dinlerken. Hikâye dinlemeye başladığımız anda beynimiz kortizol hormonu salgılıyor, bu sayede hikâyeye karşı tüm dikkatimizi topluyoruz. Hikâye devam ettikçe oksitosin hormonu salgılanıyor. İnsanda sosyalleşmeyi sağlayan oldukça önemli bir hormondur oksitosin. Hikâye bir sonuca ulaştığında ise yani hikâye boyunca bizde oluşan merak duygusu, hikayenin sonuca ulaşmasıyla birlikte yerini dopamin hormonuna yani mutluluk duygusuna bırakıyor. Bu sayede anlatılan hikâyeyi unutmuyoruz. Çünkü hikâyedeki anlatımla birlikte biz de bir tecrübe yaşamış olduk. Hikâyede kahramanın yaşadığı merakı, mutluluğu, heyecanı bizler de hissettik. Bütün bunlar gösteriyor ki; eğitim sürecinde masal ve hikâye anlatıcılığı, verimli bir yöntem olabilecektir.
Anlatıcının Durumu
Bir anlatıcının en çok dikkat etmesi gereken unsurların başında hitabet sanatı geliyor. Bundan asırlar evvel Aristoteles, hitabetin altın kurallarından bahsetmiş. En genel anlamda anlatıcının yani bir gruba, bir topluluğa bir şeyler anlatan kişinin şu üç temel unsura dikkat etmesi gerektiğini belirtmiş;
Anlatıcı güvenilir biri olmalı: Anlatılanın gücü aynı zamanda anlatıcının gücüyle birebir ilişkilidir. Anlatan kişi, hali, hareketi ve hayat biçimiyle güvenilir birisi olmalıdır. Dinleyicilere güven telkin etmelidir.
Dinleyenlerde coşku uyandırmalı: Anlatımda jest, mimik ve ses tonlamasıyla dinleyicileri etkilemelidir. Bunun için anlatının yani metnin de oldukça güçlü inşa edilmesi gerekiyor.
Tutarlı olmalı: Bir gerçeği, olayı yahut genel olarak anlatıyı, güçlü ve inandırıcı şekilde sunmalıdır. Metin her ne kadar masal gibi gerçek hayattan uzak olsa da kendi içinde tutarlılık ve bir bütünlük sunmalıdır. Her şeyden evvel iyi anlatıcı olmak, bir süreçtir. Hikâye inşa etmek, hitabet sanatını geliştirmek ve bir anlatıcı imajı çizmek, bu noktada önemli unsurlardır.
