
Eğitimin Dijital Dönüşümü Bugünü ve Yarını
Dijital dönüşüm bulunduğumuz dönemde modern teknolojiyi kullanarak zamanla değişen toplumun bilgi ve iletişim alanındaki ihtiyaçlarını karşılamasıdır. Dijital dönüşümde yer alan teknolojileri saymakla bitiremeyiz. Günümüzde yapay zekâ, AR teknolojisi, dijital medya gibi birçok teknolojik yenilikle, yeni bir çağ başlamıştır.
Dijital dönüşüm her şeyden önce iletişim alanındaki gelişmelerle başladı diyebiliriz. Önceleri dumanla haberleşmeden, mektuplaşmaya şimdi de e-mail, sms ve sosyal medya araçları ile haberleşme dönemindeyiz. Bu elbette zamanı verimli kullanma ve hızlı iletişim açısından büyük bir gelişme. Maliyetleri yüksek süreçlerin, analiz edilerek, tasarruf sağlayacak teknolojilerle birimlere entegre edilerek verimlilik artırma çalışmaları hız kazandı. Kâğıt olarak süreçlenen birçok belge artık dijital ortamda dönüştürülüyor, gönderiliyor ve saklanıyor.
E-fatura, e-arşiv, e-irsaliye ve daha fazlası artık dijitalde. Bu dönüşüm eğitimde; altyapıları dijital dönüşüme entegre etme, e-kitap, e-sınav gibi çeşitli yeniliklerle devam etmektedir.
Dijital Dönüşümün Eğitimdeki İzleri
Günlük hayatta meydana gelen hızlı ve fark edilebilir dijitalleşme; eğitim ve öğretim sürecinde de değişime olan ihtiyacın farkına varılmasını sağladı. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Covid-19 nedeniyle dünyanın farklı kıtalarında 192 ülkedeki okullarda yüz yüze eğitime ara verildi, yaklaşık 1,5 milyardan fazla öğrenci yüz yüze eğitimden uzak kaldı. Türkiye’de de ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite düzeyinde yüz yüze eğitime kısmen ara verilmiş olup öğrencilerin eğitim süreçlerine ilişkin aksaklıkların en düşük düzeyde kalabilmesi adına senkron ve asenkron uygulamalarla eğitimin uzaktan devam edilebilmesini sağlayacak uygulamalara gidilmiş ve bu uygulamalar Mart 2020 itibariyle yürürlüğe konuldu. Eğitimde gerçekleşmesi amaçlanan dijital dönüşüm bağlamından bakıldığında, Covid-19 Pandemisi’nin tüm dünya ile birlikte, ülkemizde de dijitalleşmeyi hızlandırdığı açıktır. Tabi her yaştan, her kültürden öğrencinin ve ailenin hatta öğretmenin buna ayak uydurması zaman aldı diyebiliriz. Bu süreçte ebeveynlerin de büyük tecrübe kazandıkları bir gerçek. Teknolojiyi kullanma, öğrenciyi online derse hazırlama ve teşvik etme, eğitimli eğitimsiz tüm ailelerin gündemine girmiş oldu.
Bireylerin Dönüşüme Ayak Uydurması
Tüm hayatlarını bilgisayar, cep telefonları ve benzer dijital cihazlarla geçiren bu neslin, düşünme ve bilgiyi işleme süreçlerini; doğumlarından itibaren hayatlarını dijital cihazlarla geçirmemiş, bu teknolojilerle sonradan tanışmış olan bireylerinkinden farklı kılmaktadır. Bu bağlamda teknoloji ile içli dışlı olan, internet ve teknolojik cihazları sık kullanan öğrenciler, teknik olarak çok sorun yaşamasalar da sosyalleşme adına arkadaş ortamlarında bulunamamaları, fiziki yakınlığı hissetmemeleri bazı psikolojik boşluklar oluşturmuştur. Teknolojiyi çok kullanmayan veya yapı olarak uzak olan öğrenciler için bu boşluğun daha büyük olduğu söylenebilir. Bu öğrenciler tamamen aktiviteden uzak kalarak aile içerisinde anne babayı günlük yaşantıda daha çok model görmeye başlamışlardır. Bu da ister istemez okul dışındaki hayat tarzının da benimsenmesine yol açmıştır. Tabi bu oran genel olarak baktığımızda çok düşük bir seviyede. Özellikle pandeminin ikinci senesinde internetin ulaşamadığı, bağlantının yapılamadığı hiçbir yer kalmadı diyebiliriz. Öğrenci ve öğretmen açısından dönüşüm genel olarak bakıldığında yeni dijitalleşme sürecinde öğrencilerin farklı öğrenme ihtiyacına sahip, teknolojiye yatkın, öğrenme süreçlerini irdeleyen, farkındalığı yüksek, bilgi üretici bireyler olarak yetişmeye başladığı söylenebilir. Eğitimde dijital dönüşüm gerçekleşirken, farkındalığı artan bireylerin kendi öğrenme sorumluluklarını daha fazla üstlenecekleri ve bağımsız öğrenmenin ön planda düşünüldüğü bu süreçte, öğretmenlerin görev ve mesleki anlamda dönüşümü de kaçınılmazdır. 21. yüzyılın öğrencileriyle meşgul olan öğretmenler, onların ihtiyaçlarını karşılamak için öğretim stratejisinde ve pedagojik düşüncelerinde değişiklikler yaparak, öğretim sürecinde dijital ve öğrenci merkezli uygulamalara yer vermeleri gerekmektedir. Öğretmenin öğreten ve her şeyi bilen kişi olma noktasından daha çok, öğrenen için bir danışman, yol gösteren, mentor rolüne doğru dönüşümü gerçekleşmelidir.
Eğitimde Dönüşümün Geleceği
Dijital dönüşüm, pandemi süreci ile beraber büyük bir ivme kazandı. Gelecekte ise okulların nasıl olacağı, eğitimin fiziki ortamlarda yapılıp yapılmayacağı sorgulanıyor. İçinde bulunduğumuz yüzyılda var olan eğitim modelleri ve süreçlerinin çağımıza tam anlamıyla cevap verip vermediği de tartışılmaktadır. Öngörülerde, okulların çeşitli sebeplerden var olacağını ve muhtemelen derslerini daha talepkar tüketiciler olan öğrenciler için çekici hale getirmek amacıyla öğretim tasarımcılarından daha fazla yararlanılacağı düşünülmektedir. Dijital olarak zengin öğrenme ortamlarına ve pedagojik açıdan sağlam öğrenme deneyimlerine olan talep, artmaya devam edecektir. Eğitimin dijital dönüşüm geleceğine baktığımızda; öğrenme süreci artık mekân ile zamandan bağımsız, kişiye özel, verilere ve analizlere dayalı bir sürece dönüşüyor. Dijitalleşen eğitim ortamı, bilgiye kaynağından ulaşma, onu tüm dünya ile paylaşma ve eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirme imkanı sunuyor. Doğru tasarlanan bir dijital eğitim ortamında öğrenmenin daha etkili olduğu bir gerçek. Bilgiyi istediği anda, dilediği ortamda bulan ve kendine uygun hızda öğrenen bir öğrencinin çok daha başarılı olduğu görülüyor. Bu da kısa zamanda daha fazla bilgi aktarmak ve verimliliği artırmak anlamına geliyor.
