Tüzder

4 Ebeveyn Stili

Anasayfa / Eğitim ve Rehberlik / 4 Ebeveyn Stili

4 Ebeveyn Sti̇li̇

4 Ebeveyn Stili

McGuffog, çocuk ve ergenlerin sorun yasamasına sebep olabilecek 4 ebeveyn stilinden bahseder

Aşırı Eleştirel Ebeveyn

Bu tip ebeveynler, üstün potansiyelli çocuklarından son derece gerçekçi olmayan beklentiler içine girerler ve sonuç, istedikleri gibi olmadığında yoğun bir şekilde eleştirirler. Çocuklar da bu beklentileri asla karşılayamayacağını hissedebilir. Bu tür ebeveynler, çocuklarının olumlu davranışlarına odaklanmasını öğrenmelidirler.

Aşırı Dominant Ebeveyn

Bu tip ebeveynler, her şeye çocukları yerine karar verirler. Sahip oldukları yeteneklere ve ihtiyaç duyduğu desteklere, ebeveyn karar verir ve tabiri caizse çocuklar kendi yeteneklerine, isteklerine uygun hayatı değil de ailelerinin isteklerine uygun bir hayatı yaşarlar. Anne babanın kendi hayatlarında yaşayamadıkları çocukluklarını, çocukları üzerinden telafi etme çabası olarak yorumlanabilir. Bu tür ebeveynler, üstün potansiyelli çocuklarına yükledikleri haksız yüklerin farkında olmalıdır.

Aşırı Kaygılı Ebeveyn

Bu tip ebeveynler, Çocuklarının potansiyellerinin kaybolmasına veya körelmesine dair yoğun bir kaygı taşırlar ve bu kaygı sebebiyle her anlarını bir öğrenme aktivitesiyle doldurmaya çalışırlar.

Çocuklar bu yoğun program içinde tükenmişlik hissedebilirler. Ayrıca çocuklarının yaşlarına uygun ihtiyaçları, göz ardı edilmiş olur. Ebeveynlerin, yapılandırılmamış zamanın ve akranlarla kendi kendine başlatılan oyunun değerini görmeleri gerekir.

Aşırı Yönlendirici/İzin Verici Ebeveyn

Bu tip ebeveynler ise tutarsızdırlar. Kurallı bir oyun içinde veya sözlü etkileşimlerde aşırı yönlendirici olmasına rağmen, günlük yaşantı içerisinde son derece gevşek veya sınırsızdırlar. Disiplin olgusunun sıradışı düşünmeyi engellediği düşüncesiyle, sınır koyma konusunda yetersizdirler. Oysa her çocuk gibi üstün potansiyelli çocuklar da sınırlara ihtiyaç duyar. Bununla birlikte, birçok araştırma, yetkin (uygun sınırlar koyan, demokratik) ebeveynliğin, diğer ebeveynlik tarzlarına oranla daha iyi okul performansına ve çalışmalara daha iyi odaklanmaya yol açabileceğini göstermiştir. Ebeveynlerin, çocuk için en iyisinin, dengeli bir tutum olduğunu bilmesi gerekir.

Siz Hangi Tepkiyi Verirdiniz?

“Kemal, kendine çok güvendiği bir sınavdan hiç beklemediği bir not almıştır ve hıçkıra hıçkıra ağlamakta ve kendine haksız ifadeler sıralamaktadır.” Böyle bir durumda verilebilecek bazı ebeveyn tepkileri şunlar olabilir;

  1. a) Nasıl oldu böyle, o kadar da çalışmıştın!
  2. b) Boş ver, bir sonrakinde daha iyi not alırsın!
  3. c) Seni anlıyorum, ben de bir sınavdan sonra böyle hissetmiştim!
  4. d) Yapma böyle, yazık kendine, hadi elini yüzünü yıka bakalım, biraz dışarı çıkalım.

Tamam geçti!

Bugüne kadar bunlardan biri veya birkaçı sizin evinizde de kullanılmış olabilir. Hangisi en kötüsü sizce? Aslında hiçbiri bir diğerinden daha kötü değil. Hepsi, çocuğun duygusunun tam olarak kabul edilmediği ve ihtiyacının uygun bir şekilde karşılanmadığı yaklaşımlar. O halde ne yapmalı, nasıl tepki vermeliyiz? Öncelikle bilmemiz gereken şey, çocuğunuzun o an ihtiyaç duyduğu şeyin, daha iyi hissetmek olmadığıdır. Yani üzüldüyse hemen mutlu hissetmesini sağlamalıyım değil, aksine üzüntüsünü yaşamasına ve dışa vurmasına izin vermeliyim olmalı, doğru yaklaşım.

Bu örneğe uygun yaklaşım şu şekilde olabilir; “Şu an çok üzgün olduğunu hissediyorum. Hiç beklemediğin bir sonuçla karşılaştın ve hayal kırıklığı yaşıyorsun. Bu konudaki fikrimi merak ediyor musun?”

Diğerlerinden farklı olarak bu yaklaşımda çocuğumuzu duyduk, gördük ve bizimle iletişim kurmaya devam etmek isteyip istemediğinin teyidini aldık ya da alamadık.

Çocuğunuz fikrini merak etmiyorum, dedi.

Ama onu yargılamadınız, duygusunu küçümsemediniz veya görmezden gelmediniz.

Bu aşamadan sonra söyleyeceğiniz her şey çok daha kıymetli olacaktır. Çünkü karşılıklı bir iletişim başlamış olacak. Diğer türlü monolog şeklinde devam edebilirdi. Çocuğun onayını da aldıktan sonra, üstün potansiyelli çocukların sahip olduğu üst düzey düşünme becerilerinden faydalanabilirsiniz. “En yakın arkadaşının başına benzer bir olay gelseydi, ona neler önerirdin?” “Bu sonuç seni 3 saat sonra, 3 gün sonra ve 3 ay sonra da aynı şekilde etkileyecek mi? Buna benzer bir durumu bir daha yaşamamak için yapmayı planladığın şeyler var mı?” gibi sorularla hem duygularıyla iletişim kurmasına hem de problemini çözmesine fırsat vermiş olabilirsiniz. Üstün potansiyelli çocuklarla iletişim noktasında önemli olan bir diğer nokta ise semptoma odaklanıp, o semptoma sebep olan durumu/duyguyu göz ardı etmektir. Çocukların gösterdiği her istenmeyen davranışın altında, karşılanmamış bir ihtiyaç vardır. Bu sevilme ihtiyacı, onaylanma ihtiyacı, anlaşılma ihtiyacı vb. olabilir. Örneğin, çocuğunuz, kardeşine sürekli kötü davranıyor olsun. Böyle bir durumda gerek koyacağınız cezalarla gerek farklı yöntemlerle çocuğunuzun sadece kardeşine kötü davranma\yaklaşım davranışına odaklanırsanız, ihtiyacını anlayamazsınız ve bu davranışı değiştiremezsiniz. Aksine daha da öfkelenir, kendi duygunuzu yönetmekte zorlanırsınız. Bu yüzden biraz daha geniş perspektiften bakmalı ve iyi gözlem yapmalısınız.

İletişimin Merkezinde Ebeveyn Var

Üstün potansiyelli çocuklar ve ebeveynleri arasındaki iletişim, çocukların kimliklerini, ilişkilerini, kendilerine olan saygılarını etkiler. Bu süreçte çocuklar, üç farklı kanaldan edindikleri tecrübelerle iletişim becerilerini geliştirirler;

  1. a) Ebeveynlerinin onlarla nasıl iletişim kurduğu,
  2. b) Ebeveynlerinin başkalarıyla nasıl iletişim kurduğu,
  3. c) Kendisinin diğerleriyle kurduğu iletişim.

Bu bilgi doğrultusunda ailece vakit geçirmenin çocuklar için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlamış oluyoruz.

Anne babanın, çocukla birlikte olması, çocuğun, anne ve babasını diğer yetişkinlerin yanında görüp gözlemlemesi, onu yetişkinliğe hazırlarken, kendi ilişkilerinde nasıl iletişim kuracağını da belirler.

Dolayısıyla “Çocuk hem duyduklarını hem de gördüklerini yapar.”

Çocuklarla İletişimde Ailelere Tavsiyeler

  • Çocuğunuzun kronolojik yaşını unutmayın. Sizinle ne kadar yaşının çok üstünden konuşsa da o hala çocuk!
  • Çocuğunuzun duygularını önemseyin, duyguları iyi ve kötü duygular olarak sınıflandırmayın. Hepsini kabul edin.
  • Çocuklarınızla sadece bilişsel aktiviteler yapmayın. Sizinle hatıra biriktirmesine, hatıra havuzunu sizinle doldurmasına izin verin.
  • Çocuklarınızla güç çatışmasına girmeyin. Hepimiz aynı geminin içindeyiz. Unutmayın çatışma varsa bir kazanan bir de kaybeden olur ki her ikisinin de sizi mutlu etmeyeceğinden eminim.
  • Çocuklarınızı, diğer üstün potansiyelli çocuklarla kıyaslamayın. Her çocuk özel ve biriciktir. Onları farklı kılan üstün potansiyelli olmaları değildir.
  • Çocuğunuzun büyüme sürecinde sizin de hatalarınız, yanlışlarınız olmuştur. Bununla ilgili kendinizi suçlamayın. Bunun ne size ne çocuğunuza faydası olur. Hepimiz hata yaparız. Önemli olan yaptığımız hataları fark edip bir daha yapmamaktır.
  • Çocuğunuzu iyi gözlemleyin. Sizin çözemediğiniz bir durum fark ettiğinizde uzman desteği almaktan çekinmeyin.

TÜZDER Neler Yapıyor?

Dahi Park Atölyeleri
Yetenek Atölyeleri
Zeka, Yetenek ve Gelişim Testleri
Rehberlik ve Danışmanlık Hizmetleri
Terapi
Hizmetleri
Dikkat Müdahale Programları
Uygulayıcı
Eğitimleri
Eğitim
Materyalleri